Aile Dizimi

Aile Dizimi Nedir?

Başarılı ilişkiler
kuramıyor musunuz?

Her şeye sahipsiniz
ama hala mutsuz musunuz?

Evlilikleriniz
boşanmayla mı sonuçlanıyor?

Tüm çabalarınıza
rağmen kurduğunuz işlerde başarılı değil misiniz?

Çok para
kazandığınız halde hayatınızda bolluk ve bereketi hissedemiyor musunuz?

Sürekli kilo
problemi ile mi uğraşıyorsunuz?

Tüm bunların ve
buna benzer problemlerin atalarınızdan aldığınız mirastan kaynaklanabileceğini
söylesek….

Atalarınızdaki
herhangi bir kürtajın, savaşın, haksızlığa uğramışlığın ya da haksızlığa
sebebiyet vermenin, tecavüzün, intiharın, cinayetin, vb. yaşanmışlıkların
evrende yaşanan hiçbir şeyin kaybolmadığı prensibi doğrultusunda sizi
etkilediğini söylesek…

Ve bu gibi
problemlerin farkına vardığınızda enerjetik düzeyde çözümü olduğunu söylesek…

 

UYGULAMA ŞEKLİ

Aile dizimi 12-15
kişilik gruplar halinde yapılır. Bir danışman vardır, kendisi hakkında dizim
yapılmasını isteyen bir danışan ve danışana yardım edecek katılımcılar.
Danışmanın yönetmenliğinde bizim bilmediğimiz bir zaman evresinde
yazılmış/yaşanmış bir senaryoyu tekrar gün yüzüne çıkarak oynayacağız. Bu oyun
sırasında kendimizi tam olarak yaşamaktan alıkoyan atalarımızda miras aileye
duyulan bilinçsiz ve kör sevgi adına taşıdığımız ‘yüklerin’ farkında olacağız.

Farkındalık ve sevmediğimiz
yanlarımıza yüreğimizi açma ilkesi tüm psikoterapinin temelini oluşturur.
Reddettiğimiz şey reddedildiği sürece büyük güce sahip olacaktır. İyileşme
süreci ancak acının yaşamın bir parçası olduğunu ve psikolojik acının da tıpkı
diğer acılar gibi kaçınılmaz olduğunu anlamamızla başlar. Aile dizimi de bu
süreci yaşamak için en etkili tekniklerden biridir.

Bert Hellinger tarafından geliştirilen Aile Dizimleri metodu, sorunu ele alınan bireyin güncel ya da köken ailesinin veya ait olduğu sistemin “temsili” olarak dizilmesine (görüntülenmesine) dayalı bir grup çalışmasıdır. Bireyin probleminin çözümüne yönelik olarak, bazı aile üyeleri “temsilciler” tarafından yansıtılır. Dizim çalışmaları sırasında seçilen temsilcilerin, temsil ettikleri kişinin ailesinin çekim alanına (kolektif bellek) girip benzer patalojik davranışlar sergiledikleri gözlemlenmektedir.

Tüm dünyada yankı uyandıran bu yaklaşım, içinde bulunduğumuz sistemdeki en derin dinamiklere erişebileceğimiz bir süreçtir. Bu dinamiklere eğilmenin ardındaki amaç, hastalıklar, depresyon, endişe, korku, mutsuzluk, bağımlılıklar ve yalnızlık gibi yıkıcı yaşam unsurlarında kişileri tuzağa düşürmüş olan, gizli kalmış sadakatleri ve bilinçaltındaki kimlikleri daha iyi anlamak ve açığa çıkarmaktır.

Bu yönteme göre, nesiller öncesinde aile üyelerinin yaşadığı “ağır travmalar”, bir anlamda kader olarak bizlere atalarımızdan miras kalmaktadır. Aile içinde zamanında çözülememiş her blokaj, bir sonraki kuşak tarafından bilinçsizce üstlenilmektedir. Kuşaklar arasında yaşanan kör bir sevgiye dayalı bu bilinçdışı aktarım, kişinin hayatının çeşitli alanlarında kilitlenmeler yaşamasına sebep olmaktadır. Bu kilitlenmelerin sebebi, geçmişte aile büyüklerinden birinin başına gelen kürtaj, intihar, aile dışına itilme, evlatlık verilme, cinayet, sevdiğine kavuşamama, sevdiği kişiye yapılan büyük bir haksızlık vs. olabilir. Kişinin şu anda yaşadığı depresyonunun nedeni, 50 yıl önce yapılmış bir kürtaja, bebek yaşta ölüp unutulan ve adı hiç anılmayan bir dayıya dayanabilir… Ya da partner ilişkilerindeki çözümsüzlüklerin nedeni, hiç tanınmayan bir aile büyüğünün yaşadığı veya yaşattığı ilişkisel- duygusal bir travma olabilir.

Kolektif vicdan; kör bir güdüyle aileden hiçbir üyenin dışlanmasına, haksızlığa uğramasına, acı, mağduriyet yaşmasına müsaade etmez. Dolayısıyla geçmiş yaşanmış ve bitmiş olsa da, geçmişin travmatik etkileri, kişinin (kendi bilincinde olmasa da) şu anda yaşadıklarında belirleyici rol oynamaktadır.

Geçmişte yaşanan tüm bu travmalar “morfojenetik bir alanda kaydedilip”, ailenin sahip olduğu kolektif vicdan gereği bilinçdışı bir şekilde yeni nesiller tarafından üstlenilerek ağır bedelleri çok uzun yıllar sonra bile ödenebilmektedir. Ünlü İngiliz biyolog Rupert Sheldrake tarafından geliştirilen morfojenetik alan teorisine göre, kalıtım yalnızca genler yoluyla değil, morfik alanlar yoluyla da aktarılır. Bu alanlar, söz konusu türün kolektif belleğini oluşturur. Alan, türün her bir bireyi ile zenginleşirken her birey de bu kolektif belleğe “bağlanır”. Morfojenetik alan teorisi, dizim çalışması sırasında temsilcilerin “temsili algılamaları” ile aile belleğine erişimi deneylemelerine bir açıklama getirebilir.

Bu yöntem ile cinsel sorunlardan bedensel hastalıklara, ilişki sorunlarından bağımlılıklara kadar yaşamın herhangi bir alanında kriz ya da kilitlenme yaşayan kişilere sorunlarının kökten çözümünde destek sağlanır. Dizimler esnasında, kişinin içsel gözündeki aile resmi ortaya konularak çeşitli kilitlenmeler, blokajlar içeren bu resmin terapist tarafından adım adım değiştirilmesi ile herkes için aydınlatıcı ve özgürleştirici olan “çözüm resmi”ne ulaşılır. Özetle kilit kırılır ve aile ruhu kendine özgü derin hareketleri ile akmaya başlar ve sorun/hastalık çözülür.

Tüm soru, istek ve önerileriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İLETİŞİM

iletişim bilgilerimiz
Fatih Mah. Ali Nadi Ünler Bul. 89/A (Celal Doğan Parkı Karşısı) Şehitkamil/GAZİANTEP
+90342 341 16 16 / 0505 075 16 15
info@degisimvedonusum.com